6 Temmuz 2012 Cuma

Aziz Nesin ve yüz liralık deliler


Türkiye'nin sayılı mizah yazarlarından ve en önemlisi aydınlarından olan Aziz Nesin aramızdan ayrılalı 17 sene oluyor. Türk halkına "%60'ınız aptal" diyebilme cesaretini gösterebilmiş bu usta kalemi ve dahası onun çözdüğü Türk insan tipini anlamak için kitaplarını okumak yeterli.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Nöbet - Yedinci Bölüm




Beyaz boşluğun üzerinde kırmızı bir çizgi; zaman zaman hararetle, zaman zaman kıvrılarak ve eğlenceli biçimde ilerliyor... Sarı onun üzerine biniyor, kavga etmek ister gibi... Mavi ve mor apayrı bir noktada göğe doğru uzanan iki kardeş misali birbirlerine bitişik biçimde uzanıyorlar... Ve Turuncu; sanki hepsini sürükleyip götüren, beyazın içine batmalarına sebep olan dev bir dalga gibi üzerlerinden geçiyor... Ortadaki görüntü karışık, karmakarışık... Ama aralarında bir tek renk yok, henüz tek bir renk... Pembe...

27 Haziran 2012 Çarşamba

Nöbet - Altıncı Bölüm



Ayşe, terastaki sandalyede oturmuş, önündeki tabakta duran menemenden bir çatal daha alıp bir yandan batmakta olan güneşi izliyordu. Bu, hayatında vazgeçmeyi hiç istemeyeceği bir mutluluk ve huzurdu. Henüz Yeşil’e sebebini söyleyemese de, bu mutluluğa ihtiyacı vardı, her zamankinden daha çok.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Enivicivokke! (Bir Michael Jackson Anısı)


"Abi Michael ne diyor bu şarkıda? Enibicibokke- enigicivokke- eniveciokke- anivacivoki- enigıcıokke- bokke mi vokke mi okke mi? Vokke tamam, ama başı ne? Dur bir daha çalıyorum o kısmı... Enigici- eniveci- enibici- bici değil galiba... Hah tamam buldum; enivicivokke diyor abi! Tamam tamam."

20 Haziran 2012 Çarşamba

Nöbet - Beşinci Bölüm




Kırmızı ve Sarı, Gri Üç’ün arkalarından takip etmesi eşliğinde, Pembe’yi Skala’nın içinde bodrum katına doğru indirmeye koyuldular. Pembe hâlâ yaşadığı şokun etkisiyle hareketsizdi ve henüz tek bir laf etmemişti.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Nöbet - Dördüncü Bölüm



Yeşil, Ayşe’yle parkta oturmuş, baharın insanın içine işleyen o sıcacık ve serin havasını soluyordu. Çocuklarını oynatmak için, ya da köpeklerini gezdirmek için parka gelmiş olan bir sürü insan da etrafta geziniyordu. Çocukların eğlenceli çığlıkları her nedense Yeşil’e daha bir keyif veriyordu. Tepelerinden uçmakta olan martıların ötüşleri de bu mizanseni Yeşil için güçlü kılan etkenlerden biriydi.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Nöbet - Üçüncü Bölüm



Herkes görev yerlerine yavaş yavaş dağılırken, Yeşil de isteksiz ancak kaderine mahkûm bir halde Skala’ya girdi. Ne çok büyük, ne de çok küçük bir yapıydı burası; Yeşil’in bildiği kadarıyla bilmemkaç senesinde inşa edilmiş ve o zamandan beri ufak tefek revizyonlar dışında genel anlamda pek bir değişikliğe uğramamıştı. Birçok demir parçasının birbirine perçinle monte edilmesinden meydana gelmiş olan bu yapı temel olarak renklerin içinde yaşaması, istirahat etmesi için inşa edilmişti. Boyu, çevresini saran Duvar’ın iki buçuk katı kadar bir şeydi, yani en üste çıkıldığında Skala’nın yer aldığı alan görülebiliyordu- ancak genelde de görülecek çok bir şey olmuyordu çünkü oldukça geniş bir alana yayılan pus ve sis hakimdi, bir de bu sis tabakasını bıçkın ve sert görünümlü ağaçlar yer yer kesip dağıtıyordu. İnsanın böyle bir alana bakınca içinin kararması pek bir mümkündü.