nöbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nöbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Nöbet - On İkinci Bölüm


Erkad o sabah ilginç biçimde rahatlamış olarak uyandı. Zihni öyle hafif, öyle rahatlamıştı ki, kendini yeniden doğmuş hissediyordu. Yatağında doğrulup yandaki pencereden dışarı, manzaraya baktığında, hayatın her zamanki gibi göründüğünü, hiçbir fark olmadığını gördü; fark, hayata nasıl baktığınla ilgiliydi çünkü.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Nöbet - On Birinci Bölüm


En ufak bir şeyle bir insanın hayatı gerçek anlamda yaşamaktan, nefes alıp vermekten; birtakım cihazların bip seslerine, kola takılan seruma, bir makinedeki hayat akışını gösteren yeşil çizgiye dönüşebiliyordu.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Nöbet - Onuncu Bölüm


Büyük Gri, sanki söylemek istediklerini kendisinin yerine gerçekleştirdiğini düşünüyormuş gibi, video kaydını tekrar başa sara sara oynatmaya başladı, bakışları Mor’daydı.

“Söyledikleri çok manidar, öyle değil mi?” diye sordu. Mor’dan cevap gelmedi. “Önceki baktığım kayıtlarında da nöbet sırasında buna benzer bir şeyler söylemiş, ama biz bundan ancak Gözlem Odası’nı kayıt eden kameralar sayesinde haberdar oluyoruz.”

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Nöbet - Dokuzuncu Bölüm


Ölüm tek sıkımlık bir kurşundu, tek atışlık bir silah. Öyle bir patlardı ki çok geniş bir alanda yankılanır, insanın kulağını çınlatırdı. Lacivert o silahı eline almış ve tetiği çekmişti; bütün Skala çınlıyordu.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Nöbet - Sekizinci Bölüm


Skala iyiydi, Skala kötüydü. Skala güvenliydi, Skala tehlikeydi. Skala başlangıçtı, Skala bitişti. Skala neşeydi, Skala kederdi... nöbet sürdükçe “Skala” kavramı da aynı yaşayan bir insan gibi değişiyordu, dönüşüyordu; ama Yeşil, en son hangisinde karar kılması gerektiğini bilmiyordu. Şimdilik Skala karışıktı, karmakarışık...

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Nöbet - Yedinci Bölüm




Beyaz boşluğun üzerinde kırmızı bir çizgi; zaman zaman hararetle, zaman zaman kıvrılarak ve eğlenceli biçimde ilerliyor... Sarı onun üzerine biniyor, kavga etmek ister gibi... Mavi ve mor apayrı bir noktada göğe doğru uzanan iki kardeş misali birbirlerine bitişik biçimde uzanıyorlar... Ve Turuncu; sanki hepsini sürükleyip götüren, beyazın içine batmalarına sebep olan dev bir dalga gibi üzerlerinden geçiyor... Ortadaki görüntü karışık, karmakarışık... Ama aralarında bir tek renk yok, henüz tek bir renk... Pembe...

13 Haziran 2012 Çarşamba

Nöbet - Dördüncü Bölüm



Yeşil, Ayşe’yle parkta oturmuş, baharın insanın içine işleyen o sıcacık ve serin havasını soluyordu. Çocuklarını oynatmak için, ya da köpeklerini gezdirmek için parka gelmiş olan bir sürü insan da etrafta geziniyordu. Çocukların eğlenceli çığlıkları her nedense Yeşil’e daha bir keyif veriyordu. Tepelerinden uçmakta olan martıların ötüşleri de bu mizanseni Yeşil için güçlü kılan etkenlerden biriydi.

6 Mayıs 2012 Pazar

Nöbet - İkinci Bölüm




Yeşil, ani bir korkuyla titreyerek döndü, bunu yaparken omzuna asmış olduğu fener düşecek gibi olduğu için onu da anlık bir refleksle tuttu.

Büyük Gri’ninki kadar olmasa da sert bir çehreye sahip olan Gri Üç’ün kaşları çatıktı. Üzerine kalın bir palto giymişti ve bir elinde, Yeşil’inkinin benzeri, ancak sapı daha ufak olan, portatif bir fener tutuyordu. Sorguya gelen bir öğretmenin cetveli avucuna vurması gibi, Gri Üç de elindeki fenerin sapını boştaki avucuna vuruyordu. Sorduğu sorunun cevabını bekliyordu belli ki.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Nöbet - Birinci Bölüm


Yeşil, teçhizat odasında hazırlığını sürdürüyordu, bir yandan da tutacağı nöbetle ilgili şimdiden birtakım düşüncelere kapılmaya başlamıştı; acaba bu seferki nöbette ne düşünecekti? Aslında ne ilk, ne de son olan bu nöbet macerasında pek düşünmemesi gerekiyordu, özellikle geçmişle ilgili, ancak kendini tutamayıp geçmişe kapılmadan da edemiyordu.

3 Nisan 2012 Salı

Yaylalar yaylalar... (10)


Küçük insanların büyük olduğu yer...

Bu laf, benim için askerliği, özellikle usta birliğini tanımlayabilecek nitelikte. Buradan “Küçük insan derken insanları niye aşağılıyorsun? Kime göre neye göre küçük?” gibi bir anlam çıkartılabilir; maksat o değil tabii. “Hayallerini, beklentilerini, isteklerini küçük tutan ve mütevazı geçinmeye çalışan insanlar” için oldukça “büyük” bir yer askerlik.