askerlik anısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
askerlik anısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2012 Cumartesi

Yaylalar yaylalar... (12)


Şafak "doğan güneş" ama güneşin doğmadığı bir şafak...

20 günlük raporun üzerine bir 20 günlük daha rapor alamıyorum ve işler düşündüğüm gibi gitmediğinden ötürü, kalan 20 günü tamamlamak için tekrar yolum Ardahan’a, oradan da Damal’a düşüyor...

5 Nisan 2012 Perşembe

Yaylalar yaylalar... (11)


Beyaz Yer ve sona doğru...

Yazının bu kısmı, sondan bir öncesi. Anılarla baymış olsam bile artık son iki kısmı da yayınladıktan sonra askerlik anısı, benim için, belli bir zamana kadar kapılarını kapatmış olacak.

3 Nisan 2012 Salı

Yaylalar yaylalar... (10)


Küçük insanların büyük olduğu yer...

Bu laf, benim için askerliği, özellikle usta birliğini tanımlayabilecek nitelikte. Buradan “Küçük insan derken insanları niye aşağılıyorsun? Kime göre neye göre küçük?” gibi bir anlam çıkartılabilir; maksat o değil tabii. “Hayallerini, beklentilerini, isteklerini küçük tutan ve mütevazı geçinmeye çalışan insanlar” için oldukça “büyük” bir yer askerlik.

1 Nisan 2012 Pazar

Yaylalar yaylalar... (9)


Usta birliği; Ardahan...

Bu vakitten sonra acemi birliği atlattık ve zaten bütün maceralar acemi birlikte geçtiği için, usta birliği kısmını daha kısa tutup daha üstünkörü gideceğim. Okurken de sıkılma ve dikkat dağınıklığı riski azalmış olur. Zaten koskoca Ardahan’la ilgili usta birliğinin en dikkat çekici iki özelliği: yalnızlık ve kar, başka bir şey değil...

29 Mart 2012 Perşembe

Yaylalar yaylalar... (8)


Büyük Mutfak, yemek paylaştırma ve sporcu halleri...

Önceki yazılarda, posta sırasından bahsetmiştim. Postacılık, usta birliğinde değil ama acemilik birliğinde önemli bir süreç; o gün diğer askerlerin eğitimleri devam ederken, postadaki 20 asker, bir kısım koğuş temizliği, öteki –daha büyük- kısım yemekhane olmak üzere düzenin işlemesini sağlıyor, ‘çark’ oluyor yani bir nevi.

27 Mart 2012 Salı

Yaylalar yaylalar... (7)


“Bir ses böler geceyi” ve Mehtap sayarken...

Mehtap saymak, askerliğin acemilik döneminin bitişini beklemek anlamına geliyor. Yani bir nevi “yalancı şafak”.

Yemin töreni bitmiş, insanları ağlata ağlata, göğsümüzü gererek andımızı içmişiz ve bundan sonra yemin töreni yürüyüşü için prova filan yok. Artık eğitimler ve spor çalışmaları ağırlık kazanmış durumda. Ha tabii bir de kaytarmaya devam!

24 Mart 2012 Cumartesi

Yaylalar yaylalar... (6)


Ayak uydurma ve kaytarma...

Ayak uydurma, askerde iki anlamı olabilen bir terim;

1. (eylem)  Yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak.

2. (mecaz) Kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek.

Bu terime askerde iki türlü alışmış oluyorsunuz; hem ortama, insanlara, düzene ayak uydurmak, hem de yemin töreni ve provalarında ayak uydurmak.

22 Mart 2012 Perşembe

Yaylalar yaylalar... (5)


Günlerden 13 Ağustos, askerliğin “resmi” olarak ilk günü...

“Koğuş kalk!”

Bu laf, hiç şüphesiz asker olan her bünyede yıllarca sürecek bambaşka bir algının oluşmasına neden olan laftır. 5.5 ay boyunca (kısa dönemler için) her Allah’ın günü gerek bu şekilde, gerek başka versiyonlarla (“Hadi arkadaşlar saat 6, kalkıyoruz!”, “Hadi beyler kalkalım!”, “Günaydın arkadaşlar!”) sabahın bir körü duyulur ve askerlik boyunca er kişisinin bir numaralı geyik malzemesi olur.