Şafak "doğan güneş" ama güneşin doğmadığı bir şafak...
20 günlük raporun üzerine bir 20 günlük daha rapor
alamıyorum ve işler düşündüğüm gibi gitmediğinden ötürü, kalan 20 günü
tamamlamak için tekrar yolum Ardahan’a, oradan da Damal’a düşüyor...
Yazının bu kısmı, sondan bir öncesi. Anılarla baymış olsam
bile artık son iki kısmı da yayınladıktan sonra askerlik anısı, benim için,
belli bir zamana kadar kapılarını kapatmış olacak.
Bu laf, benim için askerliği, özellikle usta birliğini
tanımlayabilecek nitelikte. Buradan “Küçük insan derken insanları niye
aşağılıyorsun? Kime göre neye göre küçük?” gibi bir anlam çıkartılabilir;
maksat o değil tabii. “Hayallerini, beklentilerini, isteklerini küçük tutan ve
mütevazı geçinmeye çalışan insanlar” için oldukça “büyük” bir yer askerlik.
Bu vakitten sonra acemi birliği atlattık ve zaten bütün
maceralar acemi birlikte geçtiği için, usta birliği kısmını daha kısa tutup
daha üstünkörü gideceğim. Okurken de sıkılma ve dikkat dağınıklığı riski
azalmış olur. Zaten koskoca Ardahan’la ilgili usta birliğinin en dikkat çekici
iki özelliği: yalnızlık ve kar, başka bir şey değil...
Büyük Mutfak, yemek paylaştırma ve sporcu halleri...
Önceki yazılarda, posta sırasından bahsetmiştim. Postacılık,
usta birliğinde değil ama acemilik birliğinde önemli bir süreç; o gün diğer
askerlerin eğitimleri devam ederken, postadaki 20 asker, bir kısım koğuş
temizliği, öteki –daha büyük- kısım yemekhane olmak üzere düzenin işlemesini
sağlıyor, ‘çark’ oluyor yani bir nevi.
Mehtap saymak, askerliğin acemilik döneminin bitişini
beklemek anlamına geliyor. Yani bir nevi “yalancı şafak”.
Yemin töreni bitmiş, insanları ağlata ağlata, göğsümüzü
gererek andımızı içmişiz ve bundan sonra yemin töreni yürüyüşü için prova filan
yok. Artık eğitimler ve spor çalışmaları ağırlık kazanmış durumda. Ha tabii bir
de kaytarmaya devam!
Günlerden 13 Ağustos, askerliğin “resmi” olarak ilk günü...
“Koğuş kalk!”
Bu laf, hiç şüphesiz asker olan her bünyede yıllarca sürecek
bambaşka bir algının oluşmasına neden olan laftır. 5.5 ay boyunca (kısa
dönemler için) her Allah’ın günü gerek bu şekilde, gerek başka versiyonlarla
(“Hadi arkadaşlar saat 6, kalkıyoruz!”, “Hadi beyler kalkalım!”, “Günaydın
arkadaşlar!”) sabahın bir körü duyulur ve askerlik boyunca er kişisinin bir
numaralı geyik malzemesi olur.