Yok eski Türkçeydi, yok yeni Türkçeydi (İstanbul Türkçesi)
derken, bir yandan da kapitalizm ve onun bize dayattıkları vesilesiyle dil
bambaşka bir hâl alıyor ve ortaya, dayatılmakta olan yeni kelimelerle, içimizde
var olan kelimelerin karışımı bir konuşma dili, yeni bir Türkçe çıkıyor: Plaza
Türkçesi, nam-ı diğer Türkilizce. Bunu process edip gerçek hayatta
apply edebildiğimiz sürece hiçbir sorun yok!
22 Mayıs 2013 Çarşamba
28 Nisan 2013 Pazar
Ritüele çomak sokmak!
Doğduğumuz andan itibaren hayatın içindeki belli bazı
ritüellerle karşılaşır ve kimi zaman kendi ritüellerimizi gerçekleştiririz. Bu ritüeller küçüklüğümüzde bize pek bir anlam ifade
etmeyip yalnızca belli birtakım sözlü, yazılı veya eylemsel davranışlar bütünü
olduğu hâlde, yaşımız ilerledikçe bu ritüellerin biçimini ve amacını daha fazla
kavramaya başlarız. O noktadan sonra ise şu soru zihnimizde belirir: Ritüeller
niçin var? Ne kadar gerekli?
Etiketler:
aile,
akraba,
bayram,
dışsal ritüel,
din,
günlük ritüel,
içsel ritüel,
iş,
okul,
özel gün,
ritüel,
Ritüele çomak sokmak,
Yazı
23 Nisan 2013 Salı
Hayatı hileyle yaşamak...
Günlük hayatımızın
vazgeçilmezi elektronik ve teknolojik cihazlarla o kadar çevrilmiş durumdayız
ki, hepsinde vakit geçirmek için birtakım uğraşlar bulmak mümkün. Flash
destekli, bağımlılık yaratan, saatleri, bazen günleri öldürdüğümüz oyunlar;
onların dışında masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarda oynanan oyunlar ve daha
niceleri… Kimi zaman bu oyunları hileyle oynadığımız da oluyor, itiraf edelim
şimdi. Ancak böyle yaparken pek çoğumuzun aklından, “Keşke hayatta da böyle hileler
olsaydı…” diye geçiyordur muhakkak. Sahi, hayatı da hileli yaşasaydık nasıl
olurdu?
21 Nisan 2013 Pazar
Ne ekersen onu biçersin.
2010 yapımı Christopher
Nolan’ın yazıp yönettiği “Inception” filmi; insan zihninin çalışma, algılama ve
bilinç/bilinçaltı ilişkisini başarılı biçimde anlatan bir bilimkurgu filmi.
Filmde anlatılan hikâyeye dayanarak; düşüncelerimizi, korkularımızı,
heyecanlarımızı, telaşlarımızı, endişelerimizi hep kendimiz kafamızda yaratıyor
ve yok ediyoruz. Bu etkileşimin sonucu olarak yaptıklarımız, başımıza gelenlerin kanıtı olmuş oluyor. Yani hayatta yaşadığımız her şey gelip geçici, ama zihnimiz ve
bilincimiz bâki kalıyor. Ne ekersek onu biçiyoruz…
4 Nisan 2013 Perşembe
Yasağın ilk kuralı onu çiğnemektir.
Yasak, insanı bir şeyi
yapmaya en çok teşvik edici etkenlerden biridir kesinlikle. Bir şey yasak
olduğunda onu yapmanın hazzı, genelde yapılabiliyor olduğundakinden çok daha
fazladır. Kural çiğniyor olmak, insanın içinde alevlenen özgürlük ve isyan
duyguları, birilerinin sizi uyaracağını bilerek buna karşı gelme hissi vb. pek
çok şey yasağın delinmesi için önemli bir faktördür.
Etiketler:
basmayın,
dokunmayın,
Don't stop believin',
internet sansürü,
kopya çekmek,
porno,
Sansür,
Sigara yasağı,
Stop,
Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer,
Yasak,
Yazı,
You only live once
29 Mart 2013 Cuma
BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT
George Orwell’in bir korku imparatorluğu, bir distopya
olarak kaleme aldığı “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” adlı kitap; hem günümüzün
genel olarak toplum düzenini, hem Büyük Birader kavramını, hem iktidar-vatandaş
ilişkisini, hem de bugünün Türkiye’sini çok güzel özetleyen, rahatsız edici bir
hikâye.
16 Mart 2013 Cumartesi
To believe or not to believe Just in Bieber
İlk olarak Youtube’da “Baby”
adlı şarkısıyla keşfedildiğinden beri, bundan asırlar önce Hz. Musa’nın Kızıl
Denizi ikiye bölmesi gibi, gençliği ikiye bölen Kanadalı bir şarkıcı Justin
Bieber. Seveni ölümüne sevip, sevmeyeni ölümüne sevmiyor. Arada “Sesi iyi, ama hayran kitlesi kötü” şeklinde “Kendisi iyi ama çevresi kötü” tarzı
yorumlar da olmuyor değil. Peki nedir hayran kitlesini çığlık çığlığa
bıraktırıp, hayran kitlesi olmayan öteki kitleyi “Justin” dendiği anda tiksindiren
faktör? Mesele popüler kültürdeki Bieberizm etkisine inanmak ve inanmamaktan mı ibaret?
Etiketler:
Baby,
Bieberizm,
Gangnam Style,
Justin Bieber,
Psy,
Yazı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






